Kelimelerin gücünü anlamadan, insanların gücünü anlayamazsın. (Confucius)
15 Ocak 2017 Pazar
4 Ocak 2017 Çarşamba
özlü sözler
- Isterseniz yanlıs düşünün, ama her durumda kendi kafanızla düsünün. (Doris Lessing)
- Kelimelerin gücünü anlamadan, insanların gücünü anlayamazsın. (Confucius)
- Insanların mutlulukları yada mutsuzlukları,talihin olduğu kadar Kendi karakterlerinin de eseridir.!! (La Rochefoucauld)
- Mutlu olduğunuz zaman, size bu mutluluğu veren faziletleri sonradan kaybetmeyiniz! (A.Maurois)
- Mal kaybeden, bir şey kaybetmistir, onurunu kaybeden birçok şey kaybetmiştir. Fakat cesaretini kaybeden her şeyini kaybetmistir. (Goethe)
- Herşeyi bildiğini sanma! gerçekte çok bilgili olsanda kendine Cahilim diyebilecek cesaretin olmalı. (Ivan Pavlov)
- Gül sunan bir elde daima bir miktar gül kokusu kalır. (Çin atasözü)
- Devler gibi eserler bırakmak için, karıncalar gibi çalışmak lazım. (Necip Fazıl Kısakürek)
- Sözün en güzeli, söyleyenin doğru olarak söylediği, dinleyenin de yararlandığı sözdür. (Aristo)Yazı yazmayi öğrenmek, herşeyden önce düşünmeyi öğrenmektir. (Amie Suche)
- Düşmanlarınızı affedin bu bir büyüklüktür. Ama onları unutmak büyük bir aptallıktır. (J.f kennedy)
- Üç kişinin bildiğini, bütün köy biliyor demektir! (Alman atasözü)
- Kötü bir cemiyetin bozamadığı insanı, Kötü bir arkadaş bozar (La Edri)
- Sanssizliga katlanabiliriz, çünkü disaridan gelir ve tümüyle rastlantisaldir. Oysa yasamda bizi asil yaralayan, yaptigimiz hatalara hayiflanmaktir. (Oscar Wilde)
- Iyi agaç kolay yetismez;rüzgar ne denli güçlü eserse,agaç da o denli saglam olur. (J.Willard Marriot)
- Dünya güzeldir, ama bir şairin gözüyle daha da güzel olur. (Goethe)
- İnsanlar hatalarını mutluyken değil ancak mutsuzken anlar. (Daniel Defoe)
- Nankör insan, her şeyin fiyatını bilen fakat hiçbir şeyin değerini bilmeyen kimsedir. (Oscar Wilde)
- Dünyada başarı kazanmanın iki yolu vardır: Ya kendi aklından faydalanmak, yahut da başkalarının akılsızlığından faydalanmaktır. (La Bruyere)
- Hayat merdivenlerini çıkarken, insanlara iyi davranalım. Çünkü inerken gene aynı insanlara rastlayacağız. (Cenap Şahabettin)
- Güzel olan sevgili değildir, sevgili olan güzeldir. (Tolstoy)
- Güzellik, çoğu zaman kusurları gizleyen bir örtüdür. (Balzac)
- Bir insanın gerçek zenginliği, onun bu dünyada yaptığı iyiliklerdir. (HZ.MUHAMMED (s.a.v))
- İnsanlar başaklara benzerler, içleri boşken başları havadadır, içleri doldukça eğilirler. (Montaigne)
- Aşk, imkansız birçok şeyi mümkün kılar. (Goethe)
- Gerçek bir arkadaş, iki gövdede yaşayan bir ruhtur. (Aristo)
- Kadın olsun , kitap olsun cildine aldanmayıp içindekilere bakılmalıdır. (Cenap Şahabettin)
- Aşk köprü kurmaktır. İnsanlar köprü kuracakları yerde, duvar ördükleri için yalnız kalırlar. (Newton)
- Ayni dili konuşan değil, aynı duyguları paylaşanlar anlaşabilirler. (Mevlana)
- Para açlığı giderir, mutsuzluğu değil, yemek mideyi doyurur, ruhu değil. (Shaw)
- Zor is, zamaninda yapmamiz gereken fakat yapmadigimiz kolay islerin birikmesiyle meydana gelir. (J.J.Rousseou)
- Nankör insan, herseyin fiyatini bilen, fakat hiçbir seyin degerini bilmeyen insandir. (Oscar Wilde)
- Atalarindan sana kalani haketmeye bak! Yoksa senin olmazlar. (Goethe)
- Kıskançlıkda gururun payı aşktan fazladır. (La Rochefoucauld)
- Erkekler kadınların ilk aşkı, kadınlar erkeklerin son aşkı olmak ister. (Oscar Wilde)
- Akıllı olmak da bir şey degil, mühim olan o aklı yerinde kullanmaktır. (Descartes)
- Ben senin beni sevebilme ihtimalini sevdim. (Yilmaz Erdogan)
- Baskalarını sık sık affedin, ama kendinizi asla... (Publilius Syrus)
- Gerçek aşkta ne vefa vardır ne cefa.... (Mevlana)
- Insan ne kadar büyük ruhlu olursa, aşkı o kadar derin bir şekilde duyar. (Leonardo da Vinci)
- Insanları iyi tanıyın, her insani fena bilip kötülemeyin, her insanı da iyi bilip övmeyin (Mevlânâ)
- Olgun insan güzel söz söyleyen değil, söylediğini yapan ve yapabileceklerini söyleyen adamdır. (Confucius)
- Yemine gerek görmeyecek kadar sözlerine sadık ol. (Dale Carnegie)
- En çok hoşumuza giden insan kendimize benzettiğimiz insandır. (Moliere)
- Insanları yükselten iki büyük vasıf vardır; erkeğin mert, kadının namuslu olması. (Napoleon)
- Aşk, eşeğe bile dansettirir (Fransız atasözü)
3 Ocak 2017 Salı
Elif Kaya- Bir Bilebilsen
Gözlerim kapıda kulağım seste Bir gelebilsen ah bir gelebilsen
Bu nasıl bir sevda bu nasıl bir aşk Bir bilebilsen ah bir bilebilsen
Hasretin bölerken uykularımı Çaresiz gizledim duygularımı
Seni kaybetmenin korkularını Bir yenebilsem ah bir yenebilsem
Ömrümü yoluna serildiğini Gözümde yaş olup dizildiğini
Çilginlar misali sevildiğini Bir görebilsen ah bir görebilsen
Hasretin bölerken uykularımı Çaresiz gizledim duygularımı
Seni kaybetmenin korkularını Bir yenebilsem ah bir yenebilsem
Ferhat Tunç- Kavgamın Çiçeği
Seni düşünüyorum seni
Sen ey kavgamın çiçeği
Toprağa su yürürken
Dağlar yeşerirken
Şafağın kızıl okları
Gecenin kalbine dalarken
Seni düşünüyorum seni
Sen ey kavgamın çiçeği
Bana sen öğrettin kavgayı
Seni özlüyorum seni
Sen ey kavgamın çiçeği
Sulara ay düşerken
Dalgalar öpüşürken
Sokağın titrek lambası
Islanan yüzüme düşerken
Seni özlüyorum seni
Sen ey kavgamın çiçeği
Bana sen öğrettin gülmeyi
Seni seviyorum seni
Sen ey kavgamın çiçeği
Seni düşünüyorum seni
Sen ey kavgamın çiçeği
Bana sen öğrettin gerçeği
2 Ocak 2017 Pazartesi
Onur Akın - Asi ve Mavi
Asi ve Mavi
Bugün kederliyim, beterim bugün
Sesime ses değse çığlık oluyor
Üşüyor toprak, taşlar üşüyor
Vuslatı yakın eden yollar üşüyor
Yumma gözlerini, uyuma bugün
Bütün gölgeler akşam oluyor
Üşüyor yaprak, dallar usuyor
Savrulup yirtilan ruzgar üşüyor
Oysa ben senden neler neler isterdim
Senli sevdalarda doğmak isterdim
Sabahlar isterdim, asi ve mavi
Büyüsün isterdim ışığın rengi
Ahmet Kaya - Leyla
Leyla
Saçların savrulur türkülerime
Deli rüzgar eser gecelerime
Hüzünler dolar boş kadehime
Yüreğim tutuşur geceler boyu
Aman be Layla can Layla
Boş ver bu aşka
Aman be Layla la la Layla
Son ver bu aşka
Çıkmaz sokaklarda kapına düştüm
Gölgem peşi sıra ayak sesleri
Yağmur altında ateşe düştüm
Başımda savrulur sevda külleri
Aman be Layla can Layla
Boş ver bu aşka
Aman be Layla la la Layla
Son ver bu aşka
Şifa İstemem Balından
Şifa istemem balından
Bırak beni bu halımdan
Razıyım açan gülünden
Yeter dikenin batmasın
Gece gündüz o hizmetin
Şefaatin kerametin
Senin olsun hoş sohbetin
Yeter huzurum gitmesin
Taşa değmesin ayağın
Lale sümbül açsın bağın
İstemem metheylediğin
Yeter arkamdan atmasın
Kolay mı gerçeğe ermek
Dost bağında güller dermek
Orda kalsın değer vermek
Yeter ucuza satmasın
Sonu yoktur bu virdimin
Dermanı yoktur derdimin
Gerekmez ilaç yardımın
Yeter yakamdan tutmasın
Nesimi'yim vay başıma
Kanlar karıştı yaşıma
Yağın gerekmez aşıma
Yeter zehirin katmasın
Kul Nesimi
Gözümde Büyüttüklerimin Gönlümden Düşüşü
Bir insanın acı çekmesinden üzülmesinden gözyaşlarından beslenen katı ve mühürlenmiş kalplerin şerrinden Rabbim muhafaza buyursun. Insan kalbini sevgi şefkat aşk ile besleyip ruhunu böyle erdemlerle doyurması gerekirken kin nefret küslüklerle kalbini mühürlemesi vicdan muhasebesi yapmadan yargısız infaz yapması masum yürekleri kırması hakkına girmesi gerçekten affedilir gibi değil. Böyle insanları kibir gurur bencillik kuşatmıştır kırdığı incittiği insanın ruhunda derin yaralar açtığının bilincinde bile olmazlar gönül gözleri kapanmıştır hissetmezler acıya ortak olmazlar acıyı ikiye katlamaktan haz duyarlar yaraya merhem olmak ne çare aksine tuz basmaktan zevk duyarlar Rabbim böyle şeytanlaşmış kalplerin şerrinden korusun bizleri. Haktan adaletten uzaktırlar iyilikle yapılan emekleri görmezler sadece hataları kusurları görmeye odaklanırlar açık aramaya müsaittirler ki kendi açıklarını başkalarının açıklarıyla kapatabilsinler üste çıkmak için hep bir bahaneleri vardır hatalarını yüzüne vurmadığımız için kendilerini mükemmel sanmışlıkları vardır hep. sevmek sevilmek için çareler aramak değil küsmek darılmak için bahaneler aramaktır niyetleri. Gösteriş ve riyakar tavırlar içinde olmaları öze değil sadece şekle hitaben samimiyetsiz maskeler takıp insanlarla sahte ilişkiler kurup menfaat ve çıkarına kar saglayanlara kapılarını sonuna kadar açıp çıkarına ters düşenlere ise kapıyı suratına çarpan ve yarı yolda bırakan bir kişiliğe sahiptirler. Hatır gönül esas değildir vefa dan ve hoşgörüden uzaktırlar. Saygı beklerler ama asla saygı duymazlar. Yapılan onca iyiliği harcanan onca emeği duyulan derin sevgiyi silecek kadar nankördürler. Böyle insanlara boşuna emek harcamışım boşuna zaman harcamışım diye yakınıp durursun sitem edersin vefasızlığa nankörlüğe tahammülün kalmaz ve sevgi dolu yüreğini soğuturlar yavaş yavaş. Ve ben böyle ruhsuz duyarsız kalpsiz insanlara boşuna değer vermişim diye kendine kızarsın ama suç senin değildir çünkü bilirsinki vicdanın rahattır sen doğru olanı yapmışşsındır vefa ve kıymet bilmeyenler utansın dersin hakkını da helal etmez ve yaradana havale edersin... Gözünde büyüttüğün yücelttiğin o insanın gönlünden düşüşünü izlersin buruk bir acıyla...
Gece Gibi Karanlık Ölüm Kadar Soğuk
ICIMDEKI DERIN SANCI DINMIYOR BIR VARMISIM BIR YOKMUSUM GIBI SUREGELEN HAYATIMDA GOZLERIM
BAKAR AMA GORMEZ ÎSÎTÎRIM AMA DUYMAM DOKUNURUM AMA HISSETMEM YASARIM AMA BILMEM.
KULAKLARIMDA ÇINLAR SENDEN KALAN BIRKAC CUMLE. ZAMAN DURDU GECMIYOR DAKIKALAR. SIIRLER
SARKILAR SUSKUN ARTIK . SÛKUTA BURUNDU SENDEN ARTA YALNIZLIK. SON DURAK SANIRKEN SENI,GECIT
VERDIM RASTLANTILARA. ÇOKTAN UNUTTUM KENDIMI KAYBEDIP SENDE BULMAYI. ECEL OLDU GÔGSUMU
ACITAN ICIME CEKTIGIM SON NEFES. OMRUNU OMRUME YAZIP YAZIP SILDIM. ACITIYOR KELIMELERIN VE
KANATIYOR RUHUMU SARKILAR. GOZLERIMDE BOS BIR ANI VE MUTLULUGUN SAHTE YANI KALDI SIMDI.
KALBIMDE ARAMA ESKI YERINI GOZUMDEN AKAN SELE KARISTIN HASRET RUZGARINA KAPILIP YELE KARISTIN.
KAPAGI ACILMAYAN KITAPLAR GIBI UNUTULDUN TOZLU RAFLARDA SONUNDA ELE KARISTIN. SEVDALARA
DARILDIM DALGALANDIM DURULDUM. DONMEDIM SOZUMDEN UCGUNLUK DUNYADA KIRILAN KALPLERIN
HUZNUNDE BOGULDUM DUSTUM EN DERINE. SUSUYORUM ÔLUME YAKIN UYKULARA DALDIM GOZLERIMDE
EYLULUN HUZNU KALDI.DUSURDUM YAPRAKLARIMI HER NEFES ALISVERISIMDE. GOZLERIMDE DUMAN DUMAN
HASRETIN KARABULUTLARI SARMIS KOLLARINI BOYNUMA. YAGMUR OLUP AKMIS USTUME SIRILSIKLAM
DUYGULAR. KAYBOLMUS BAKISLARINDAN SUZULEN SEVGILER. YIKILDI DAGLAR ARTIK SANA UZANAN
YOLLARDA KIMBILIR HANGI GONUL DURAGIMDI. EN COK SEVDIGIM SARKININ NAKARATINDA KALDI ASK. GECE
GIBI KARANLIK ÔLÛM KADAR SOGUK HISLERIMDE KALDI AYRILIK....
Saklı Düşlerin Işığında
Titrek bir mumun alevinde erirken yalnızlığınla..
Tutunursun düşlerinde gölgesine inat ayaz akşamların ..
Sereserpe serilir yıldızlar kayarken düşen umutların..
Sessizce ve kimsesizce batar gider gönlünün ışığı..
Yıkılan bu kentin ayazında tüter dumanı..
Bir kıvılcım açar hüznün baharında..
Düşer yaprakları hasretin sağır gecelerinde..
Bir düş kurarsın ıslak harflerle yağmurun renginde..
Silinir gider anıların üşüyen bir mumun alevinde..
Bağırırsın sessiz çığlıklarında kaybolurcasına..
Düşer gözlerinden yağmurun damlaları..
Geceyemidir hasret sanamıdır bilinmez..
Koyu karanlıkların sağanak yağmurunda..
Demlenir közünde sana olan yangınlar..
Alev alır sensizliğin geceye inat siyahında..
Susarken çığlığında yalnızlığın..
Kaybolursun gölgesinde titreyen ışığın..
Yanar yüreğin bir aşkın kor ateşinde..
Ayazında üşüdüğün gecelerin koynunda..
Bir sır gibi saklarsın suskun ve derin duygularda..
Kapatırsın perdeni sönmüş yıldızların gecesine..
Aydınlanır sabahın seherinde umut güneşin..
Ve yeniden kalkarsın ayağa saklı düşlerin ışığında..
Tutunursun düşlerinde gölgesine inat ayaz akşamların ..
Sereserpe serilir yıldızlar kayarken düşen umutların..
Sessizce ve kimsesizce batar gider gönlünün ışığı..
Yıkılan bu kentin ayazında tüter dumanı..
Bir kıvılcım açar hüznün baharında..
Düşer yaprakları hasretin sağır gecelerinde..
Bir düş kurarsın ıslak harflerle yağmurun renginde..
Silinir gider anıların üşüyen bir mumun alevinde..
Bağırırsın sessiz çığlıklarında kaybolurcasına..
Düşer gözlerinden yağmurun damlaları..
Geceyemidir hasret sanamıdır bilinmez..
Koyu karanlıkların sağanak yağmurunda..
Demlenir közünde sana olan yangınlar..
Alev alır sensizliğin geceye inat siyahında..
Susarken çığlığında yalnızlığın..
Kaybolursun gölgesinde titreyen ışığın..
Yanar yüreğin bir aşkın kor ateşinde..
Ayazında üşüdüğün gecelerin koynunda..
Bir sır gibi saklarsın suskun ve derin duygularda..
Kapatırsın perdeni sönmüş yıldızların gecesine..
Aydınlanır sabahın seherinde umut güneşin..
Ve yeniden kalkarsın ayağa saklı düşlerin ışığında..
Ömür Dediğin
Ne umuyordum ne oldum dersin bazen hayatın seni ummadığın yerlere getirdiğini farketttiğin an yenilmişlik hissine kapılıverirsin neyi amaçlarken amaçların dışında biyerde olmaktan korktuğun yerde buluverirsin kendini boşuna çabalayış hissi yada yetersiz mücadele ettiğin için duyduğun pişmanlık ki artık çok geçtir o aşamaya getiren zamanın tükenişi tanıştığın nice can kırıklıkları pişmanlıklar ömrüne mal olan onca boşuna yaşayış ve adayış ...ne geçti elime dersin kimleri kazandım elimde somut olan ne var sorusu ve yine koca bir hiç der geçersin. Neleri umarken neleri bulduğunla kalırsın. Dün kurduğun hayalleri yarın yaşama umuduyla bugün beklersin ertelenmişliklerin çaresizliğinde bocalarsın yarımyamalak kalır herşey acırsın düne acıtırsın bugünü... Ömrün boyunca adım adım yaklaşacağını düşündüğün şeye birde bakmışsınki kilometrelerce uzağındasın. Farkında olmadan geçirmişsindir yılları umduğunu yaşamak isteyıpte bulduklarınla yetindiğin yılları ömrüne adanmış yılları... Sahi Ömür dediğin nedirki bir gece bir gündüz arasındaki mesafe bir ezan bir sela arasına sıkıştırdığımız hayatlar bir üzüntü bir sevinç bir hastalık bir sağlık bir siyah bir beyaz bir masum bir suçlu gibi iki zıt nokta arasına sığdırılan süreç ve zaman kavramı ... Dakikalar günler aylar yıllar derken geçiş evrelerini aşmak. Kuşaklar atlamak.dün bugün yarın derken çocukluğuna doyamadan gençliğini bilemeden yaşlanmak göz açıp kapayıncaya kadar geçen zaman nefes alışverişi kadar hızlı tükenen bir süreç. Eskiyen eşyalar insanlar duygular ve düzen. Yarının telaşındaki bugünü unutmak bugünün de dünün yarını olduğunu gözardı etmek. Geçmiş gelecek arasındaki çizgilerin bütünlüğünde bir yaşam inşa etmek. Dünün anılarını yaşarken yarının hayalini kurmak ama anı yaşamanın hazzını duyamamak. Yaşamak ve ölmek arasında bir döngüsel olgudur. Hayal kurmakla onun icraatini yaşadığın iki çizgi arasındaki mesafedir kazançlar kaybedişler pişmanlıklar belirsizlikler ve adını koyamadığımız bir çok tanımlamalar... İçinde kaybolduğumuz derin karanlıklar gün yüzüne çıkmayı bekleyen umutlar hayaller arzular ... Kaybedişlerin ertesinde kazançların arefesinde bir bekleyiş....
Manânın Derinliği
Ne şanslıdır şu insanoğlu ! Sahip olduğu eşsiz nimetlerin farkında bile değildir çoğuzaman. Hep bir doyumsuzluk ve arayış içinde olması insana kanaat kavramını unutturan nefsine yenik düşüren yetinmekten yoksun bırakan şeytani duygulara tutsak olmasındanmıdır bilinmez ama sahip olduklarının kıymetini bilmesi keşfetmesi o güzelliklerin idrakini yaşaması için gönül gözlerinin açık olması gerektiği aşikardır. Bakmakla görmek arasındaki farka erişebilme hikmetini yaşamak elbette her insana nazır bir özellik değildir insandan insana değişen bir bakış açısı farklılığı esastır. Kişiden kişiye değişen doğrular ve yargılar ama özünde tek gerçeğin farklı yansımalara bürünmesiyle ortaya çıkan farklı sunuşlar ve bunları algılayıştaki çeşitlilik Insanı farklı kılmaya yetiyor. Geniş bir perspektiften bakacak olursak şu evren içindeki insanın aslında nekadar küçük hareketsiz şekilsiz manasız bir noktadan ibaret olduğunu görürüz ama insanı keşfetmek kıtaları keşfetmekten daha zor olduğu gerçeğini yadsımamak lazım. Evrende yer ettiği küçücük bir noktaya rağmen insanın içindeki evreni keşfetmek çokda kolay olmasa gerek...öyle bir nizam ve düzen içinde yaratılan şu dünya gerçeğinde yaratılmışların zerafetini görebilmek Şükür edasıyla yaklaşmak Kamil insan şerefine nail olmak bu insan kalabalığında bir fark ortaya koymaya yetiyor sanırım. Maddiyattan sıyrılıp maneviyatın o ilahi bakış açısını elde ederek mana alemine dalmak ve tefekkür etmek gerek uyanmak gerek gafletten... insanın özüne keşfe çıkması aslında tüm dünyayı keşifle eşdeğer olduğunu anlamaktır esas olan şey. Yaratılmış her bir varlığın arkasındaki sebebi görebilmektir asıl marifet. Herşeyin birbiriyle orantılı ve bağlantılı sebep sonuç ilişkisine dayanan bir düzen ve dizayna bağlı olduğu gereçeğini görebilmek gerek. Tüm nimetlerin insanların emri altında olması gerçeğine inanmak bile insanı onurlandırmaya önemli hissettirmeye yetiyor aslında. Biçim biçim renk renk çeşit çeşit sunulan her bir nimetin insan hayatındaki önemini farkettikçe ilahi kudrete nekadar çok şükretmemiz gerektiğini anlayabiliyoruz fakat ne derece uyguluyoruz meçhul. Aldığımız nefesin odamızı aydınlatan ışığın içimizi ısıtan güneşin soframıza inen ner bir nimetin bizler için nekadar önem arz ettiğinin elbette bilincindeyiz ama buna rağmen doyumsuzluk insanın hep bi arayış içinde oluşu insanın kendini ne kadar az sorguladığını gösteriyor. Farkındalık hissi ile yaşayınca huzuru yakalayabiliriz. Ama hep bir şeylerin eksikliğinden şikayet ederek manevi hazların tadına varamıyoruz eksik olan belkide çok şey var hayatımızda okumamak anlamamak araştırmamak gibi eksiklikler doğal olarak bunlar olmayıncada kalp ve akıl odaklı değil mide odaklı yaşamaya mahkum ediliyor çoğu insanlar. Kalbini ilimle irfanla doldurmak varken mideyi tıka basa doldurunca hissetmekten yoksun hayvani varlıklar ortaya çıkıyor. Okadar çeşitlilikte bir farkımız olsun istiyorsak fark yaratmak istiyorsak iman gücümüzü bir kez daha sorgulayıp bunun gereklerini yerine getirelim boş yaşamak manasız yaşamaktan sıyrılarak hayata mana katalım değersizleşen olgulara anlam yükleyelim manevi açıdan gönül gözüyle ilahi kudreti keşfe çıkalım ilim İrfan sahibi kamil insan olma şerefine Nail olabilmek duasıyla...
Hayata Dair
İnsanoğluna sunulan ne büyük lütuftur yaşamak olgusu ve bunun idrakinde olmak,farkındalık hissi ile zamanı kullanabilmek , süregelen ve devamlı bir akış halinde olan hayatı tüm bedeninle zihninle var olma çabası içerisinde kılmak ve ömür denilen dün, bugün ve yarından oluşan bir süreci devam ettirmek ...elbette ki lütuftur bunu benimsemek ve sürdürmek. Hayatı her haliyle kabulleniş belkide bir teslimiyettir bazen savunmasızca bazen sorumsuzca bazen bilinçsizce heba edilen, sarfedilen, harcanan bir ömrün teslimetindeki yokoluş serüvenidir, zamandan yoksun yaşantıların gölgesindeki kayboluşların esaretinde, bir nefeslik moladır belkide adımların ötesinde bir seyirci edasıyla varolma çabası ve endişesinde bir kimliğin maskesine bürünmek...kaybedişlerin ertesindeki umutsuzluk kadar kazanımların arefesinde parlayan bir umuttur hayat denilen olgu. Belkide kaç nefeslik bir ömür biçildiğinden bihaber yaşayan sitemkar bir serzenişin adıdır. Aidiyet duygusudur yaşama bağlı kılan ve varoluş bilincini taşıyan hakikat ve bir duruş sergilemektir nereye kime nasıl bir aidiyetlik taşıdığının idrakinde olup, nasıl bir gaye ile hayata tutunmanın edindirdiği bir görev ve sorumluluk hissidir. Hayatı yaşanılır kılan şeydir aidiyet duygusu. Bir vatana, toprağa, bayrağa ,dine,dile, ırka,ideolojiye ,topluma, sınıfa , ikame ettiğin semte, komşuya ,aileye ve en önemliside kendi ruhuna ve özüne olan aidiyetlik hissi... Varoluş bilinci ve kendini kabulleniş bir yere kadar elbette ama birde çevresine olan bir kabullendiriş, farkettirmek çabası keşfedilme mücadelesi vermek kendi değerlerini ve ideolojisini benimsetmek sürecidir insanın kendini konumlandırması. Beşikten mezara hep bir mücadele içinde yaşayış, insana yüklenen bir görev yada sorumluluklar zinciridir hayat. Doyuma ulaşmak amacı içinde adım adım tırmandığı bır merdivendir hayat serüveni. Tükenmişlik sendromu, bıkkınlık, yılgınlık olsa dahi kendini adayıştır ve gayesidir yaşama tutunuşun. Asırlardır değişime uğrayan toplumun, insanların,mekanların ama değişmeyen değerlerin ve inançların baki kaldığı,aynı yeryüzünü,aynı havayı, aynı dünyayı yaşamış fakat her bir canlıda farklı dünyaların keşfedildiği, nice zamanların hoyratça harcandığı,nice ömürlerin tükendiği, nice zamanların acımasızca harcandığı, heba edilen gençlikler, sorumsuzca tüketilen nimetler, bilinçsizce yaşanan hayatlar, amaçsız ,gayesiz, aidiyetsiz, boşluktaki kayboluşlar ile nice tüketilmişliklere şahit olan ve renkten renge, ırktan ırka, iyiden kötüye her bir canlı yükünü taşıyan bir gemi misalidir hayat. Hepimiz aynı gemide ; kimimiz uzun bir yolculuğun yolcusu, kimimiz denize düşme tehlikesi yaşayan bir riskin eşiğinde sıralanmış ve öğretilmiş bir topluluğun parçasıyız. Tercihlerimizle orantılı bir yaşamı şekillendirmişiz ve kaptanı olduğumuz geminin dümenini aslında herkesin kendinin çevirdiğini sandığı ama bi okadar yanıldığı ve kader olgusundaki o yönetişin mucizesini kavramak bilinci insanı sürü psikolojisinden ayrıştırıp bireysel bir kimliğe büründüren bir hakikati resmetmektir hayatı algılayış bilinci... Hayata dair bilinmezlikler deryasında bir kaptan misali hedef belırlemek ve sırlar döngüsünde bir inanç çizgisine sığınmak insanın yaşama tutunmasının önkoşuludur. Hayatın buz kesmiş ayazında bir adayış, bir sığınış, bir kabulleniş ve bir teslimiyettir inanç olgusu. İnandığın kadar varsın ve inançların kadar özgürsündür... Bir aldanış hissi olsada hayatta biçilen rollerimiz ve oyuncusu olduğumuz bir sahneyse bu hayat denilen olgu...aslında bir inanışın gereğidir onu yaşamak yaşatmak... Bize düşen rolün hakkını vererek en iyi şekilde mutlu bir finale ulaşmak çabasında olmaktır... Her zorluğa inat.. her engeli aşacak gücü bularak.. inançlı ,yürekli ,cesur , asil ve sağlam bir duruş, güçlü bir benlik ve farkındalık yaratmak gayesi ile nice yaşamlara kucak açmak dileğiyle......
Duygular ve Sorgular
İsyankar gecelere davetli Sessizliğe bürünmüş Yürekten arta kalan duygulardı satır aralarına gizlenmiş hislerin yoğunluğu... Geceyle gündüz arasinda kalan bir umuttu bir hayaldi bir ruyaydi iki satira sigdirilmis bir manaydi akip giden zamana yenik dusmus bir kivilcimdi sonmeyen belkide hic tutusmayan bir kor atesti yakmayan ama bir okadar acitan
Tükenmişliğin arefesinde yorgunluğun ertesinde eskittik duygularımızı yıkılmış duvarların enkazında kalmış kül rengi oldu akşamlar... Gitmekle kalmak arası gibi griye bürünmüş yalnızlıklarda kaldı sitemler toz bulutların arasında.. Sessizlik çökerdi gece mavisi rengindeki sokaklara ay doğarken pencereye.. bir kıvılcım düşerdi suskun yüreğime ateşin ortasında kalmışçasına duman altında kalırdı hayaller ve düşler.. Yorgun bir baharın mevsimlere inat direnişi gibiydi ağırdı ama umutluydu güneşi bekleyen geceler ... sabırlıydı isyanlara sağır geceler... sessiz yorgun kimsesiz ve durgun düşler ...yarına hasret dünü ağırlayan günlerin nöbetinde pusu kurardı isyankar şarkılar... Fırtınalara yenik düşmüş sevdaların gölgesinde dinlenirdi şiirler.. Satırlar... Yıllanırdı ama eskimezdi duygular...satır aralarına gizlenirdi ama cevabını bulamazdı sorgular...
Candan Öte
İnsanlar vardır gelip geçerler hayatlarınızdan çeşit çeşit maskeler, kimlikler, sıfatlarla... Kimisi coşkun ırmak gibidir seller gibi akar coşar hayatınızdan kimisi engin denizlerin dinginliğinde bir sonsuzluğu hatırlatır. Dalarsın ufkuna sana sunulan o uzaklığın resminde. Yelken açmaktır niyetin bilinmezliğe keşif adına. Dalgaların azizliğine inat savaşırsın tüm benliğinle gizemine dem vurduğun asi ve mavi kimliğinle. Kaybolursun belki okyanusun derinliğinde bilinmezliğe yokoluşa meydan okurcasına. Arayışa geçersin güvenli bir limana sığınmak demir atmak istersin yalnızlığın asil ve özgür duruşuyla yorulursun dalgalarla boğuşmaktan üşürsün rüzgarında yelkenin. Ilık düşlere inat martıların çığlığında uyanırsın yüzüne vurur yalnızlığın ve anlarsın sevgiye aşka duyulan özlemin içini titrettiğini...kapılırsın ve aldanırsın insanların masum yüzündeki samimiyetlere. Soğuk bir kış gününde avuçlarını ısıtan bir sıcak çaya duyduğun ihtiyaç kadar yüreğin şefkate muhtaçtır. Masvavi denizde üşüdügün rüzgara inat ılık bir meltemin yüreğini sarmasını beklersin düşerinde yaşattığın o sıcaklığı arar ellerin. Derinliğinde kaybolmak istediğin bakışları arar gözlerin ve bulamazsın sana yüzlerce bakan gözlerden sen aradığın bakışı bulamazsın. Üşürsün.. Yalnızlığına sığınırsın.. Tam vazgeçtiğin an sımsıcak yüreklerin sana açtığı kapıyı aralarsın keşfedilmeyi beklercesine sevgiye susamış bir yürekle bütünleşirsin dünyan değişir damarlarına can gelir kan gelir üşümüş yüreğin bir anda alev alır.. Bütünleşirsin alışırsın Limanına sığındıgın o yürek yangınında yanmak istersin közlerin bile alev alır. Söndürmeye uğraşmazsın çünkü bilirsinki içini ısıtan yüreğini saran o sıcaklığın seni hayata bağlayan bir neden olduğunu. Vazgeçemezsin... Tutkun olur bağlanırsın...ruhuyla bütünleşirsin yaşarsın hayalini her an her dakika... Vazgeçilmez kılan sana ilgisimidir sevgisimidir bunu anlamak güç olsada bir etkileşim tek taraflı olmaz yüreği karşı taraf yakmadıkca sen yanmazsın biri yakar diğeri yanar... Aşkla sınanırsın... Yokluğunda daha bir güçlenir özlemin ürkütücü tutsakllığına zincirlenir gibi sığdırırsın bütün dünyanı onun küçücük kalbine. Candan ötedir hislerin bu kurduğun güçlü bağı koparmak istedikce daha bir düğümlenir vazgeçilmezin olur. Yürekten yüreğe vazgeçilmez köprüler inşa edersin yıkılmasına kimselerin izin vermediği bağlar düğümlersin. İmtihan edilirsin belkide birileriyle kıyaslanmayacak ölçüde seversin kıskanırsın... Bazen bir ceza bazen bir armağan gibi görürsün bu imtihanı ama ne şekilde olursa olsun varlığına şükredersin sana hayat katan o duygunun yüreğindeki sıcaklığını duydugun o hissin maneviyatına hapsolursun seversin çok seversin ölürcesine ... Bakışlarında yokolurcasına.. Derinliğinde kaybolurcasına... Limanına sığındığın o sıcacık yüreğe sarılır bırakmazsın... Canözün olur candan ötede... Taa içeride .... En derinde...!!!
Asi ve Mavi
Asi ve Mavi sitesi kişisel bir blog olarak kurulmuştur. İçerisinde kendime ait şiirler, yazılar, özlü sözler, resimler ve müzikler gibi içerikler bulacaksınız.
Kaydol:
Yorumlar
(
Atom
)








